belki şu an takipçim olmayabilir ve buna kesinlikle bozuluyorum - blogun onuncu günü ve henüz beşinci yazısı olmasına rağmen- ama istatistikler moral verdi,işte bi kaç tanesi;
BM'nin insani gelişim 2009 raporunda kitap okuma sıklığı konusunda Malezya,Ermenistan ve bi dolu açlık ya da iç savaşla boğuşan afrika ülkesinin bulundugu 173 ülkelik listede 86. sırada
6 kişiye yılda bir kitap düşüyor ve düzenli kitap okuma oranı norveçte % 14 ken bizde % 0.01
ok herhangi bi iskandinav ülkesinden üstün olmayı beklemiyorum ama fark 3 saat uçuş mesafesinden çok daha fazla açılmış,bu noktada ülkede yazarlığı profosyonel olarak yapıp bundan maddiyat beklemeyi zaten geçtim,adı sanı tanınmamış bi blog yazarı olmak bile bence saçmalık
bknz:kendin yaz kendin oku - pastafaryanist
ama haberlerin tamamı o kadar kötü değil,zirve oynadığımız dal da var,hergeçen gün zirve ortaklığını pekiştirdiğimiz ABD ile,
-dergi okuma oranımız % 4
-gazete okuma oranımız (fotomaçtan arındırılmış halini daha çok merak ederdim) % 22
-tv izleme oranımız % 95
bu noktada şöyle bir güzellik var,sorsanız ya da konu açılsa kimse ya hiç izlemiyodur ya da tv yi açıyosa sadece nat geo ya da discovery içindir,muhteşem süloyu ya da bilimum ağlak diziyi içimizdeki irlandalılar izlemektedir,Türk halkı sevmez aptal kutusunu
burada şu tezi sunucak sivri zekalar da çıkabilir,norveçte tv izlenmiyor kitap okunuyor ama ordaki yıllık ortalama gelir 42.000 $, bizde 10.000$ tek eğlencesi adamın tv en ucuzundan
tek yapman gereken tümevarım yerine tümebaşım yapmak,hikaye bizim öz-milli varlıklarımızdan ve yokluklarımızdan gelmektedir
ya da madem poliyana olucaz o zaman bu oran turk tv kanallarının başarısıdır bu kadar kişiyi ekran başına çekebilmeleri der acunlu günler dilerim
27 Ağustos 2011 Cumartesi
kahraman olmayan giremez
bi coğumuzda aslında hiç olmayan kahraman damarını kabartır epik filmler
ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu hiç farketmez,filmi izleriz,her detayıyla gerçek olduğuna kendimizi ikna eder ve tabi en can alıcı noktada kahraman her kimse "leonidas-hector-achileus-spartacus ya da maximus" kendimizi onunla özleştiririz,o epik ütopik fantastik karakterin yaptıgı her kılıc darbesinde ya da her intikam hareketinde biz o'yuz,
-lan o hareketi benim hatunu da yapıcaklardı,ben de yakardım butun roma'yı
ben de yaptım,ben de spartacus oldum maximus oldum, olmayan hanımımın intikamını aldım,romayı kılıçtan geçirdim imparatora kafa tuttum köleliğe başkaldırdım,sonra...
sonra media playerımı kapattm,sabah traşımı oldum ofisime gittim patronu görünce önümü ilikledim,filmden filme canlanan ruhum ya da belki sizofren yanım en fazla sabah trasına ya da mesai saatine kadar suruyor,ama kesinlikle keyifli,olamıcagınız kişilerle özdeşleşip onlarla kalkıştığınız intikam hareketleri bi nevi gazımızı alıyor,umudum o ki boyle genelleme yaparak vardıgım tumevarım sadece bana has olmasın,cünkü en az 300 spartalıya ihtiyacım var.
ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu hiç farketmez,filmi izleriz,her detayıyla gerçek olduğuna kendimizi ikna eder ve tabi en can alıcı noktada kahraman her kimse "leonidas-hector-achileus-spartacus ya da maximus" kendimizi onunla özleştiririz,o epik ütopik fantastik karakterin yaptıgı her kılıc darbesinde ya da her intikam hareketinde biz o'yuz,
-lan o hareketi benim hatunu da yapıcaklardı,ben de yakardım butun roma'yı
ben de yaptım,ben de spartacus oldum maximus oldum, olmayan hanımımın intikamını aldım,romayı kılıçtan geçirdim imparatora kafa tuttum köleliğe başkaldırdım,sonra...
sonra media playerımı kapattm,sabah traşımı oldum ofisime gittim patronu görünce önümü ilikledim,filmden filme canlanan ruhum ya da belki sizofren yanım en fazla sabah trasına ya da mesai saatine kadar suruyor,ama kesinlikle keyifli,olamıcagınız kişilerle özdeşleşip onlarla kalkıştığınız intikam hareketleri bi nevi gazımızı alıyor,umudum o ki boyle genelleme yaparak vardıgım tumevarım sadece bana has olmasın,cünkü en az 300 spartalıya ihtiyacım var.
22 Ağustos 2011 Pazartesi
robin hood
robin, sherwood ormanlarında takılırken ütopik ama sevdigim bi karakterdi,ama onun kızıltoprağa uyarlanmış dişi versiyonu,hayatta bi kadından yediğim ilk kazık olarak arşivimde yer aldı,fuck off robin!
hikaye şöyle başlar,kızıltoprakta ailesiyle yaşıyan 3-4 yaşlarında ki ben ve girizgahta adı geçen yine aynı yaşlarda ki billur,nerdeyse bütün oyun vakitlerini beraber geçirirdik,aramızda ki aşkın tarifi yoktu,hayır vardı -oyun-
aynı apartmanda oturuyoduk,aynı yaşlardaydık,bütün gün beraberdik,muhtemelen aşağıdaki gibi gözüküyoduk;
gelelim hikayenin yaş kaç olursa olsun her aşkta acı vardır kısmına,bizimkilerin durumu o dönem iyiydi,bi de durmadan bi koli oyuncakla almanyadan gelen bi amca vardı,80 lerin başlarındaki yokluk dönemine istinaden baya bi varlık içindeydim,
ama billur bize gelip gitmeye devam ettikce o kolileler inmeye başladı,gelenden daha hızlı gitmeye başlayınca geriye tek gerçek kaldı ki o da aşkına o yaşta bile sölemesi zor hadise,bizimkiler olayı zaten farketmemişti,ben söliyebildin mi onlara, tabiki hayır
peki noldu,neden aynı apartmanda oturan ve aynı gelir grubundan ailenin çocukları arasından böyle bişi gecer,neden çalar,şunun için;
annemle bigun eve donerken,ki o donem rakıya da sarılamıyorum en fazla nesquik kafası yaşadığım dönemler,kapıcının oglunu benim uzaktan kumandalı arabamla oynarken görüyoruz,tabiki nerden geldi bu sana hacı bu bana bile cok uzaktan gelmişti dedigimizde cevap tabiki billurdu ,
seviyeli birliktelimiz oraya kadardı,nedense cok açık,kendi de söyledi,robinhood sendromu,olandan al olmayana ver,ve bu kız 4 yaşında,istese zaten verirdim,öyle degilmidir guzel hatunları elde tutmak icin pırlanta alma adeti
bi daha hiç eskisi gibi olmadı,açılışı süper yaptım devamı daha travmatik
bu kadar kucuk bi hikaye icin fazla uzattım sonrakiler daha dolu olucak...
hikaye şöyle başlar,kızıltoprakta ailesiyle yaşıyan 3-4 yaşlarında ki ben ve girizgahta adı geçen yine aynı yaşlarda ki billur,nerdeyse bütün oyun vakitlerini beraber geçirirdik,aramızda ki aşkın tarifi yoktu,hayır vardı -oyun-
aynı apartmanda oturuyoduk,aynı yaşlardaydık,bütün gün beraberdik,muhtemelen aşağıdaki gibi gözüküyoduk;
gelelim hikayenin yaş kaç olursa olsun her aşkta acı vardır kısmına,bizimkilerin durumu o dönem iyiydi,bi de durmadan bi koli oyuncakla almanyadan gelen bi amca vardı,80 lerin başlarındaki yokluk dönemine istinaden baya bi varlık içindeydim,
ama billur bize gelip gitmeye devam ettikce o kolileler inmeye başladı,gelenden daha hızlı gitmeye başlayınca geriye tek gerçek kaldı ki o da aşkına o yaşta bile sölemesi zor hadise,bizimkiler olayı zaten farketmemişti,ben söliyebildin mi onlara, tabiki hayır
peki noldu,neden aynı apartmanda oturan ve aynı gelir grubundan ailenin çocukları arasından böyle bişi gecer,neden çalar,şunun için;
annemle bigun eve donerken,ki o donem rakıya da sarılamıyorum en fazla nesquik kafası yaşadığım dönemler,kapıcının oglunu benim uzaktan kumandalı arabamla oynarken görüyoruz,tabiki nerden geldi bu sana hacı bu bana bile cok uzaktan gelmişti dedigimizde cevap tabiki billurdu ,
seviyeli birliktelimiz oraya kadardı,nedense cok açık,kendi de söyledi,robinhood sendromu,olandan al olmayana ver,ve bu kız 4 yaşında,istese zaten verirdim,öyle degilmidir guzel hatunları elde tutmak icin pırlanta alma adeti
bi daha hiç eskisi gibi olmadı,açılışı süper yaptım devamı daha travmatik
bu kadar kucuk bi hikaye icin fazla uzattım sonrakiler daha dolu olucak...
19 Ağustos 2011 Cuma
halı motiflerinden kısa filmler çevirmek
yaramaz cocuk zeki olur uslusu moron olur tezi yuksek ihtimal dogru,
ben bu skalanın şu tarafındayım, misafirlige gidildiginde 8 saat de oturulsa, vazo gibi kondugu yerde kıpırdamayan gıkı gaku cıkmayan cıkarken alıp goturulen hata unutulabilicek kadar pasif uzaylı evladı türevi bişidim
o saatler boyu yaptıgım seyi başlık da yazdım,80 li yılların ikincisi yarısından 90 lara kadar ki şuurlu oldugum kısımda hatırladıgım sudur ki biz aile dostu bıkbık teyze ve bokbok amcalara gideriz,benle yasıt cocukları yoktur,ben totoş gibi tünerim bıraktıkları koltuga ve tum yapabildigim bu cocuksuz ve oyuncaksız evde 80 lerin bol figurlu desenli halılarına bakarak kafada canlandırmalar yapmak,o motiflerden neler canlandırır neler üretirdim sıkıcı mature konuşmaları sırasında,hayat cok sıkıcıydı 80 lerde herzaman, şunu dinleyin;
yaş 3
gayet sıradan bi gun evde
ve sıkıntı cocuga naptırır
salondaki koca yapraklı bitkinin yapragını kopartıp dürüm yaptırır
sonra o dürüm hala bilinmeyen bi sebepten parmak ittirgeci vesilesiyle burna sokulur ittirilir sonra da cıkartılamaz
anne babaya haber verilir hemen hastaneye gidilir film cekilir doktor burna sokar fener ama sonuc sıfırdır
yaprak yok
hala yok...
ben bu skalanın şu tarafındayım, misafirlige gidildiginde 8 saat de oturulsa, vazo gibi kondugu yerde kıpırdamayan gıkı gaku cıkmayan cıkarken alıp goturulen hata unutulabilicek kadar pasif uzaylı evladı türevi bişidim
o saatler boyu yaptıgım seyi başlık da yazdım,80 li yılların ikincisi yarısından 90 lara kadar ki şuurlu oldugum kısımda hatırladıgım sudur ki biz aile dostu bıkbık teyze ve bokbok amcalara gideriz,benle yasıt cocukları yoktur,ben totoş gibi tünerim bıraktıkları koltuga ve tum yapabildigim bu cocuksuz ve oyuncaksız evde 80 lerin bol figurlu desenli halılarına bakarak kafada canlandırmalar yapmak,o motiflerden neler canlandırır neler üretirdim sıkıcı mature konuşmaları sırasında,hayat cok sıkıcıydı 80 lerde herzaman, şunu dinleyin;
yaş 3
gayet sıradan bi gun evde
ve sıkıntı cocuga naptırır
salondaki koca yapraklı bitkinin yapragını kopartıp dürüm yaptırır
sonra o dürüm hala bilinmeyen bi sebepten parmak ittirgeci vesilesiyle burna sokulur ittirilir sonra da cıkartılamaz
anne babaya haber verilir hemen hastaneye gidilir film cekilir doktor burna sokar fener ama sonuc sıfırdır
yaprak yok
hala yok...
uçan spagetti
bulundumuz ayın önemine istinaden kaleme aldıgım bu yazım mubarek ramazanda bıkbık....
pastafaryan, pastafaryanizm dininin müritlerine verilen isimdir, bknz:islam-müslüman
bu din ne eskiye dayanır ne de mantıklı olmaya çalışan paradigmaları vardır, 2005 te oregon/kansaslı bi profesor tarafından akıllı yaratılışa tepki olarak dogdu pastafaryanizm, prof un kafası baya baya iyiymiş ki tanrı olarak muhtemelen o an tv önü sehpasındaki tabagında kendisine bakmakta olan köfteli spaghettisinden esinlenerek yaratmıs,yaratılmıs tanrı görseli profil fotomda gördünüz üzere uçan spaghetti canavarı, elçisi daglar,agaçlar ve bi cüce,korsanların cok iyi niyetli insanlar olarak anıldıgı bi dünya bu,bunlar dinin en mantıklı sabitleri,prof un hayal dünyasının gerçekten limitleri yok,arka bahçesinin 3 dönüm mantar olduna sol böbremi yatırırdım
işte en sevdigim yanları;
hiçbirşey aslında göründüğü kadar eski değildir
cennet de hurilerle sınırlı değildir, striptizci fabrikaları ve ucsuz bucaksız bira volkanlarıyla doludur bu da uçan spaghettinin büyüklügü
ve tabiki kutsal kitapsız din olmaz;emir yok rica var "Yapmazsanız memnun olurum" ve sadece 8 madde,nasıl faşistlikten uzak hatır gonul maneviyatı,
tek sorun spaghetti de köfteyi sevmemem
ok bloguma adını veren teolojiyi açıklamam gerekiyodu millet yuzeysel de olsa pastafaryanlar kimdir,hayata nasıl bakar 2 cumle kurabilecek kadar bilginiz var artık yoksa da...
bloggerın notu:eğer fantastik bi beynin yarattıgı bi dine inanmak isteseydim bu kesinlikle sırf avustralya da bile 75000 müridi olan star wars olurdu,en azından dogunun mistik ve akılcıl ögretileriyle paralellik gösteriyor her ne kadar bi film ve dialoglarından türetilmiş olsada, master yoda gibisine inanırsın yeşildi kurbagaydı demeden...
pastafaryan, pastafaryanizm dininin müritlerine verilen isimdir, bknz:islam-müslüman
bu din ne eskiye dayanır ne de mantıklı olmaya çalışan paradigmaları vardır, 2005 te oregon/kansaslı bi profesor tarafından akıllı yaratılışa tepki olarak dogdu pastafaryanizm, prof un kafası baya baya iyiymiş ki tanrı olarak muhtemelen o an tv önü sehpasındaki tabagında kendisine bakmakta olan köfteli spaghettisinden esinlenerek yaratmıs,yaratılmıs tanrı görseli profil fotomda gördünüz üzere uçan spaghetti canavarı, elçisi daglar,agaçlar ve bi cüce,korsanların cok iyi niyetli insanlar olarak anıldıgı bi dünya bu,bunlar dinin en mantıklı sabitleri,prof un hayal dünyasının gerçekten limitleri yok,arka bahçesinin 3 dönüm mantar olduna sol böbremi yatırırdım
işte en sevdigim yanları;
hiçbirşey aslında göründüğü kadar eski değildir
cennet de hurilerle sınırlı değildir, striptizci fabrikaları ve ucsuz bucaksız bira volkanlarıyla doludur bu da uçan spaghettinin büyüklügü
ve tabiki kutsal kitapsız din olmaz;emir yok rica var "Yapmazsanız memnun olurum" ve sadece 8 madde,nasıl faşistlikten uzak hatır gonul maneviyatı,
tek sorun spaghetti de köfteyi sevmemem
ok bloguma adını veren teolojiyi açıklamam gerekiyodu millet yuzeysel de olsa pastafaryanlar kimdir,hayata nasıl bakar 2 cumle kurabilecek kadar bilginiz var artık yoksa da...
bloggerın notu:eğer fantastik bi beynin yarattıgı bi dine inanmak isteseydim bu kesinlikle sırf avustralya da bile 75000 müridi olan star wars olurdu,en azından dogunun mistik ve akılcıl ögretileriyle paralellik gösteriyor her ne kadar bi film ve dialoglarından türetilmiş olsada, master yoda gibisine inanırsın yeşildi kurbagaydı demeden...
ilk yazı-muhtemeldir ki patates
bu yazıyı okuduna göre ya "kimse okumuyo ki yau yemişim blogunu" diyerek blogu kapatmadan önce ziyaret etmiş üç beş kendinibilmezden birisin,ya da ben baya bi sosyal medya populeri oldum ve ilk yazılarım bile eşelenmeye başlandı.
ikinci senaryo için fazla realistim ama burada gayet fantastik yazılar bulabileceksiniz,meslegim gereği ilgilenen olursa burada ve dışarıda neler oluyor,paradan nasıl para kazanılır o gune gore tarzı önermeli beslemeli yazılarım da olucak ama önceliğim hayatımı besleyen ve benden zaman zaman ütopik bi moron yaratan fantezyam,osuruktan insan ve toplum analistligim,yapamadıklarım,yapmaya çalıştıklarım ve O olcak.
yeni bişiler öğrenme ve arada sırıtış garantili yazı dizisi...
bunu girizgah sayarsak ilk yazım kısa bir rastafaryan açılımı olucak,gratsie mille herkese
ikinci senaryo için fazla realistim ama burada gayet fantastik yazılar bulabileceksiniz,meslegim gereği ilgilenen olursa burada ve dışarıda neler oluyor,paradan nasıl para kazanılır o gune gore tarzı önermeli beslemeli yazılarım da olucak ama önceliğim hayatımı besleyen ve benden zaman zaman ütopik bi moron yaratan fantezyam,osuruktan insan ve toplum analistligim,yapamadıklarım,yapmaya çalıştıklarım ve O olcak.
yeni bişiler öğrenme ve arada sırıtış garantili yazı dizisi...
bunu girizgah sayarsak ilk yazım kısa bir rastafaryan açılımı olucak,gratsie mille herkese
Kaydol:
Yorumlar (Atom)






