Ah Sapiens Vah Sapiens!
Dunyanin en buyuk soykirimcisi Sapiens`lerin (daha baslangicta kuzenlerimiz olan Neandertal ve Denisovalar) bugun ulastigi beyinsel evrim! duzeyinde atladigi en onemli noktalardan biri; kendimizi ve yaptigimiz isi gereginden fazla onemsiyoruz. Bu ozellikle beyaz yakali ofis sapiensleri icin daha buyuk bir gerceklik. Sirketi adina yaptigi satisla ovunur, patronunun buyuyen kar rasyolariyla ovunur, onceden milyon kisinin milyon kez tekrar ettigini yapmakla koltuk kabartir. Sanirim su anda elde ettigimiz `basarilarin` hicbiri global isinmanin hizini dusurmuyor ya da yagmur ormanlarini kurtarmiyor. Bugune kadar yasamis insanlarin yarisinin olumunden sorumlu sitmaya care geldigini ya da 14. yy vebasinda oldugu gibi caresizlik icinde piyango kime vurucak diye baktigimiz kansere de care oldugunu sanmiyorum.
Hikaye bizim `Ana` kitamiz Afrika`yi terketmemizle baslar, bizden onceki Avrupa yerlesikleri birinci kusak kuzen Neandertallar ve Asya kitasi yerlesikleri Denisova`larin soyunu kirmamizla devam eder. Yeni neolitik doneme gelinip yerlesik hayata gecilmeye baslandigi 10 bin yil oncesinde artik sahnede bir tek bizim irk calmistir, Cro-Magnonlar. Buraya kadar guzel kirdik, gecirdik ve evrildik. Bundan sonrasi sadece fiziki ya da iletisimsel degil, siddet meyili evrimiyle de devam eder. Ilk koy-kasabalarin ortaya cikisi hemen beraberinde ilk savaslari ortaya cikarir. Daha guzel cografya, daha bereketli toprak anlamina gelmekteydi ama o yazidan onceki savaslarda bile bu kadar masum nedenler yoktu. Misal tarihin ilk yazili antlasmasi olan Kades`e giden surec Hitit Prensesi`nin Misirla Prensle evlenmek uzere giderken yolda Misirlilar tarafindan oldurulmesi olarak gozukse de hakikat bereketli Suriye topraklarinin (ki o zamanki Suriye Lubnan, Urdun, Filistin ve Israil`i de icerir) paylasilmasi konusundaki rekabetten cikmaktaydi. Neyse `baris`in iyisi kotusu olmaz, II. Ramses ve Hattusili arasinda yapilan sozlesme hala Birlesmis Milletler New York Ofisi`nin girisinde sergilenmektedir.
Konu cok genis ama ozunden uzaklasmak istemiyorum. Semavi dinlerden herhangi birine karsi bir inanc baginiz var ise, bunu yine hayatinizin odak noktasina koyarsiniz. Bu konum, buyuk oranda elestiriye ve yoruma kapalidir, en azindan elestirel olanlarina. Mensubu oldugunuz dine karsi disaridan bir saldiri oldugunda, sizinle ayni dine inanan diger kisilerle beraber yek vucut olursunuz, esnekligi olmayan konu elestiri ya da sorgu kabul etmiyorken curetkar hareketlerden kacininiz.
Misal; muslumanlar icin on bir ayin sultani `Ramazan` ayi icerisindeyiz. Gun dogumuyla beraber bedene herhangi bir gida urunu alinmamaya baslicak, kufur edilmicek, baskasiyla ilgili abdest bozucak fikirler kafada donmucek, ta ki gunes batimina kadar. Bedensel terbiye ile birlikte zihinsel terbiye de tutulan orucun bir parcasidir. Buradan bakinca insanlik icin bir cesit meditasyon niteliginde gayet irade artirici bir eylem gibi duruyor. Velhasil oruc tutan birisine siz bunun Sabii`likten gelen bir pratik oldugunu, gunesin hareketlerine gore baslayip bitmesinin nedenin yine Sabiilik`teki bas Tanri figurunun Gunes olmasindan kaynaklandigini anlatmaniz zor. Kur`an da dahi adi gecen bir inanc sistemi olmasina ragmen bilgi ve dusunceleriniz, Islam inancina sahip birinin koruma kalkanlarina carparak geri donmesi muhtemel. Kendisine kitap inmeden once Hz Muhammed Peygamber`in de dahil oldugu Sabii inancinda Ay tanrisina yapilmis bir ibadethane, onlarin Kabe`si mevcut. Bu ibadethaneye yilda bir kez giderek etrafinda tavaf edenler haci sifati aliyor. Kabe`nin sozluk anlamlarindan biri olan dortgen seklindedir. Yilin bir ayi oruc tutuluyor. Melekler ve peygamberleri var. Nuh ve Ibrahim Peygamberler var misal, Ozellik Ibrahim Peygamber`in ozel bir yeri var. Her ne kadar sonradan Ibrahim Peygamber Gunes ve Ay`in her gun battigini gorup Kur`anla beraber Tanri`sini degistirdigi soylense de bu metinler sonradan dahil olmus gibi. Tabii ki Ibrahim Peygamber oldugu icin kurban ritueli de mevcut. Benzerlikler abdest almaktan tutun ahlaki normlar kadar uzuyor, konunun disina cikmamak icin uzatmicam. Kur`an, uc semavi dinden de daha eski bir inanc sistemi olan Sabiilik`le bu kadar paralellik gosterirken yapicaginiz her yorum ya da tumevarim sizi hedef haline getirir. Ben de yorumu su noktada size birakicam cunku benzerliklerin detaylarina inmeye devam edersem konudan ziyadesiyle uzaklasmis olucaz.
Kendi adima beynim gorece gelisme gosterdikten sonra en saglikli ruh halinin, herhangi bir konunun, ideolojinin ya da varligin fanatigi olmamaktan gectigini farkettim. Boylece buyuk daglanmalar yasamadan olaylari objektif degerlendirebilmeye daha yakin durmaya baslamistim. Tabi bu kendime donuk tespitlerim, tutarli da olmayabilir ama kesin olan ic huzuru yakalamis olmam. Boylece kavramlara, olaylara, kisilere ya da varliklara gereginden fazla onem vermiyorum.
Herkesin dini akla en yatkin olanidir, herkesin cocugu digerlerinden cok farkli ve ozeldir, herkes kebabin en iyisi nerede yenir bilir, tuttugu takim en buyugudur digerlerinin fasa fisolari vardir. En iyi tatile biz gideriz, en iyi arabadan biz anlariz, en iyi yatirimi biz yapariz, en buyuk oyunlari biz gorup bozariz.
Bence yapabilceklerimizin en iyisini bu zamana kadar yapmisiz. Bu saatten sonra olucak hersey boburlenmeden ya da ici bos kibirden oteye gecmez. Ne eski donem her bok-ologlari gibi adamlar (Da Vinci) cikartabiliyoruz artik, ne dogal guzelliklere sahip cikabiliyoruz, ne yasanabilir kentler kuruyoruz ne de omru kisalmakta olan gezegeni kurtaricak efektif bir calismada bulunabiliyoruz. Bugun hala Indus Vadisi`ndeki gibi bir sehirlesme ve yasam duzeni olusturamadik. Isadan once 2500 dolaylarinda mukemmel kanalizasyon sistemleri dahi olan, meslek erbaplarinin yogunlastiklari bolgelere gore olusturulan bloklardan ortaya cikmis bir kent devleti, Harappa. Bugun ki Hindistan ile Pakistan`in arasinda kalan Punjab bolgesinde kurulmus, 19 yy`a kadar da tam 4400 yil kadar mimari olarak uzerine cikilamadigi ongorulen kent. 1920`lere kadar sadece Milattan Once 5-6.yy dan itibaren varoldugu ongoruluyordu, sebebi de ilk kasifinin Buyuk Iskender olmasiydi. Terkedilmis olarak buldugu ustun bir kent onu muhakkak cok sasirtmistir Bu nedenle tarihinin arastirilmasini istemis. O kesfettiginde kent zaten yaklasik bin yildir bos durmaktaydi. Sebebi, surekli tasan Indus Nehri midir yoksa MO 1500 dolaylarindaki Ari akinlari mi bilinmez ancak varolan gercek kent kullanilabilir durumdayken sakinlerini kaybetmisti. Yazi dilini cozmeye hala cok uzak oldugumuz icin bol soru isaretli olarak gelecekte aydinlanmayi bekleyen konulardan biridir. Bizim konumuza donersek, bu ileri medeniyet seviyesine 4500 yil once ulasmis bolge de bugun cehalete ovgu kapsaminda malesef ki sefalet-suc-yobazlik bolgenin iliklerini islemis. Kekin tabanini da cehalet olusturuyor. Su an ki tabloya bakildiginda tunel sonsuza gidiyor, ucunda gorucek bir isik da yok. En cok o bolgenin kadinlari ve cocuklari icin endiseleniyorum.
Gelinen noktada Sapiens dedimiz benim de dahil oldugum suru durmadan ureyerek sonun baslangici olmayi basardi. Gezegende varolan beseri kaynaklar asgari kalitede saglikli bir hayat icin sadece 3.5 milyar kisilik yer var derken biz 8 milyara yaklasmaktayiz. Fosil bazli yakitlarin bizi surdugu ucurumu bilmemize ragmen hala petrolun varili neden 50$`in altinda diye tartismaktayiz.
Gittikce kotuye giden ortamda plaza insanlarinin(ben dahil) ovundugu ya da kibirlendigi noktalar ilerde belki bir gun fikra olarak anlatilir. Bugun kara mizah olarak duruyor. Dunyayi kurtarmisiz gibi duzenlenen Linkedin sayfamiza bakarak ne kadar koltuk kabartsak azdir ancak bu tiyatronun seyircileri de bu profilden. Kendimize bir iyilik yapin, dogaya karisin. Bu haftasonu yuruyus yapabileceginiz bir kanyon bulun kendinize. Topragin bir parcasiydik, gidin yine dogaya karisini, derin nefes alin ve aysonu butce hedeflerinin dunyayi kurtarmiyacagini bilerek ptesi ofisinize donun, saygilar...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder