uzmanı oldugum konu sayısı cok az ama her konuda söyleyecek bişeyleri olan bi adam olarak addettim kendimi, ahkam kesmeye uzak olduğum konular içinde 3 yıl öncesine kadar yaşamadığım, sadece görgü tanığı ve kulak misafiri olduğum aşk meşk mevzuları da var
hani 28 inize kadar başınızdan bi aşk hikayesi geçmediyse marcus anthonius-kleopatra kadar cografyaya hükmeden, frida-diego kadar dalgalı ya da 1. aydan sonra rutine bogulmaya mahkum ortalama turk ilişki standartlarında, hikayelerin de dışındaki adam olarak çok fikriniz olmuyor, sonra hep böyle gider heralde one night stand,one week,one month stand derken karşınıza ummadık anda biri çıkar bütün acemiliginizle sacmalarsınız kontrolu kaybedersiniz,o "cool"lugunuzdan eser kalmaz,sapken kurduğunuz büyük büyük cümleleri yersiniz ama güzel geçiyorsa ve güzel bitiyorsa o ilişki iyi bir başlangıçtır,karşınızdaki sizden daha tecrübeliyse ilişki yaşama konusunda talebe olarak da addebilirsiniz kendinizi,giden ilşkinin ardından mezun apoletiyle çıkarsınız,artık daha çok şey biliyorsunuz ve o güne kadar hep dinleyen tarafında oldugunuz hikayelerden sizin de cebinizde bulunmaktadır artık.
ondan sonrası yine hüsran olabilir,cünkü 28 yılı bıçkın yağız delikanlı olarak geçiren şahsiyet yaşadığı tek hikaye sayesinde bi anda sevgi kelebegi-ilişki arsızı-deniz börülcesi olmayabilir, velhasıl tecrübem der ki eger sosyal bi adamsanız bi kac yıllık boşluga ragmen hiç ummadık yerden yine çıkıp gelebilir bi şekilde ve adettendir bu yine en umulmadık en başka amaçların zihinde yer ettigi dönemde olabilir,hani bu mörfinin işi mi karmanın mı yoksa fheng shuinin mi bilmiyorum ama şurası kesin,domuz duygusallığındabi adamken elmayra gibi bi karaktere fütursuzca büründürürler adamı,işin daha ironik tarafı bundan rahatsız bile olmazsınız
gelinen noktada ki ruh halimi, yazılarımı uzun tutup sizi baymamaya çalıştığım için bu yazıya ayırdığım son bir iki paragrafa sıkıştırıp mundar etmek istemedigim için geçiştiriyorum,bi yazı dizisini hakeden kısmı başka bi vakit yazıcam sadece şu an içmekte olduğum bağbozumu-öküz gözü şarabıma yoğunlaşmak istiyorum.
not:kişisel anektodlarımı genelleme yaparak yazdım,ziyadesiyle saçma oldu,zaten kapımı çalan bi editör ya da yayınevi hatta takipçim yok o yüzden atış serbest.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder