5 Aralık 2016 Pazartesi

Ay Kız/ Gunes Adam

                                                     

Varolan duzen ne zaman kadın aleyhine dönmüştü bu kadar?

Kadına verilen değer ve atfedilen görev tanımı ülkeler arasında büyük farklılıklar gösteriyor olsa da bütün devletlerin cinsiyeti erkek (basbakanı kadın olan Almanya gibi ülkeler dahil). Maço bir dünyada yaşıyoruz ve kadınlar büyük bir varolma mücadelesi içindeler.

Dunyadaki kadim topluluklar aya taptıkları dönemde O'nun bir dişi oldugunu varsaymaktaydılar. Özellikle semavi dinlerin inmeye basladığı üç bin yıl öncesi aynı zamanda kadınların sahneyi erkeklere bırakmaya basladıgı donemlerdi. Dişi ay tanrısı gucunu yitirip erkek güneş parlamaya başlar. Öncesinde Eski Mısır'da Ay hava kararınca Güneş'i yutar ve şafak vakti tekrar doğururdu. Keltlerin(İrlanda yerlileri) pagan olduğu periyodda Ay'ın sonsuz geceyle Güneş'i tehdit ederek hükmettiğine inanılırdı. Peru'da İspanyollar katliam yapmadan 30 yıl önce gerçekleşen savaşta Ay Tanrıçalı Chimu krallığı Guneş'in Çocukları İnka'lara kaybetmiş, Meksika'da denizlerin hanımefendisi ve toprağın tanrıçası olan Ay artık sadece doğum ve hastalıklardan sorumluydu. Medeniyetin sembolü Eski Yunanda dahi Kralların kumaş parçalarından kendilerine sahte göğüs yaparak kraliçe kılığına girdikleri ve Tanrıça Ay'ı yücelttikleri törenler son bulmaktaydı.


Ne zaman ki maço dünya ziyadesiyle dominant olur, o zaman ilahiler agaclar, ay ve doğanın oyunları için değil savaşlardan galip çıkarak birçok insan katledebilmiş muzaffer komutanlar, din adamları ve azizler, tanrının kutsal çocukları için söylenmeye başlar. İnsanüstü savaş başarıları ya da pagan
döneminde söylense mitoloji diyeceğimiz semavi din hikayeleri konu edinilir. Artık emeğin bölünmesi gercekleşmiş, bütün ağır işler ve "iffet" kadının omuzlarında yük kalmış, bize birbirimizi yeterince öldürebilmek adına büyük imkan tanımıştır. Bunca emeğe rağmen kadınlar mülkiyet ve miras haklarından da mahrum bırakılmıslar, muhasabe diliyle erkegin "maddi duran varlıklarına" dahil edilmişlerdir.

Cicero; Sezar dönemi Roma İmparatorlugu'nun (MO 106-43) bilgelerinden, hatta görüşleri tüm zamanların en çok kabul görenlerinden
  • Sahip olduğundan fazlasını istemeyen insan zengindir.
  • Kötü bir barış her zaman haklı bir savaştan iyidir.
  • İçinde kitap oImayan bir oda ruhsuz bir beden gibidir
Bu kadar `bilge` biri dahi konu kadinlara gelince su sozleri sarfedebiliyor: `akil duzeylerinin dusuklugunden oturu kadinlarin mutlaka erkek bir koruyucunun tahkkumu altinda olmasi gerekir` Tam da bu yuzden kadin Roma`da bile kadinlar bir ekegin elinden vefatiyla beraber baska bir erkegin eline geciyorlardi. Babalar kizlarini borc ya da mal karsiliginda damada teslim ediyolardi. Zaten koleler isin zevk ve cinsellik kisminda butun ihtiyaci karsilamaktaydi, bu noktada onemli miras ve ceyiz olmaktaydi. Ben Cicero`yu su hemen sol tarafa birakiyorum, siz dilediginizce linc edebilirsiniz.

Antik Yunan medeniyeti  filozoflarindan aslen Uskup`lu olan Aristo soyle dusunurdu ki: kadinlarin erkeklere gore daha az disleri ve daha kucuk beyinleri var, regl donemi ise ugursuzluk getirir. Zaten tanrilar tanrisi Zeus da atesi tanrilardan calip insanogluna veren Prometeus`u ve onlari cezalandirmak!! adina hediye olarak ilk kadini yaratir. Prometeus`un kardesi Epimetheusla evlendirir. Yaratilan bu kadin kutusunun icinde musibet ve talihsizliklerle gelen Pandora idi.Tabiki kadin kutuyu acar ve insanoglu kaosa sureklenir ilk kadinla birlikte, aynen Havva`nin dayanamayip elmayi isirmasi ve Adem`e uzatmasi gibi.

Ibranilerde regl goren kadin yedi gun yedi gece kirli kabul edilirdi, her kim uyudugu yataga dokunsa dahi ayni sekilde kirlenirdi. Bu vebali muamelesi kiz cocugu doguran kadin icin de gecerliydi, tabi bu sefer dozaji artirarak, 80 gun kirli kalirdi cicegi burnunda anne.

En son ornek olarak en sertini saklamak istedim. Mitra bugun itibariyle Tanridir. Babil ve Pers diyarindaki muadilleri Tanrica`yken tam donemi bilinmeyen bir gecisle Tanri olmustur. Erkek egemen Hint kulturunde eski donemlerde dul kadin, vefat etmis kocasinin cesedinin yandigi atese atilirdi diger esyalariyla beraber. Tabi o donemlerde butun Hint alt kulturlerinde gecerli bir seromono olmasada varolmus olmasi dahi kadinin toplumda kendine edinemedigi hakedilmis yeri gostermek acisindan onemli bir done.

Bu konuda tabiki yazicak cok sey var ama ben daha cok terazinin dengesinin ilk kayboldugu donemlerdeki ornekleri ve carpikliklari yazmak istedim. Bir sonraki yazida bu gidisata cesur bir direnis gosteren Dogu Romali (Bizans) Theodora ve Hypatia`nin hikayelerini yazicam.